Öğretici metinler bilgi verir. Sanatsal metinler estetik zevk uyandırır.
Gerçeğin ta kendisidir. Kurmacadır
Kullanılan kelimeler gerçek anlamlıdır. Mecaz ve yan anlamlar bakımından zengindir
Sade , kısa ve net cümlelerle yazılır. Bunların yanında uzun kapalı ve imgeli bir anlatıma sahiptir.
Sanat kaygısı yok. Sanat kaygısı var.
-
Cahit Külebi, başının üstünde dönen bulutlardan etkilenerek bu şiiri yazmıştır. Başka bir şair, bulutları Cahit Külebi’nin duygularıyla yorumlayıp aynı sözlerle şiirleştirir miydi? Niçin? Buna göre sanat eserlerinin birbirine ne ölçüde benzeyebileceğini aşağıya yazınız.
” SANATIN ÖZÜ VE EREĞİ” adlı metin adından anlaşılacağı gibi sanatın özünde bulunan şeyleri ve amacının ne olduğuna değinmiştir. Bilimde ele alınan konular sanatta işlenemez. Çünkü sanatta ispat kaygısı yoktur ama bilimde ispat ve doğruluk vardır.
“İnsanın psikolojik hayatının temellerinden birini teşkil eden güzellik duygusunun kelime, nota, renk, taş, mermer, tunç gibi çeşitli malzemelerle estetik formlara dönüştürülmüş somut hâli veya ifadesidir.” Bu ifadeden anlaşılan odur ki insandaki güzellik duygusunun somutlaşmış ifadesi sanattır.
4. “Edebiyat Dili / Edebî Dil” adlı metne göre sanatın oluşturulmasına kaynaklık eden etkenler nelerdir?
4. Metne göre sanatın oluşmasına kaynaklık eden etkenlerin başında güzellik duygusu gelmektedir. İnsandaki yaşadığı doğa ve hayata yepyeni bir düzen ve biçim verme gayreti sanatın oluşmasına kaynaklık eder.
Edebiyat; dil ile gerçekleştirilen, malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. Edebi eser öncelikle sanat değeri olan eserdir. Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır.
Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir. Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.
Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.
Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler. İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.
Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır. Sanatın temelinde insan sevgisi, hoşgörü, yaratma özgürlüğü vardır. Sanat insanın varlık şartlarından biridir. İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.
(Mağara resimleri, antik süs eşyaları, işlenmiş kap kaçak vb.) Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak, insan hayatını renklendirmek, güzelleştirmektir. Resim, tiyatro, şiir, dans, müzik ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız. İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade edebilirler.
Kimisi resimle, müzikle, dansla heykelle kimisi de şiirle, romanla, hikâyeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler. İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir. Sözüne yazısına(edebiyat),sesine(müzik)kullanabildiği renklere(resim),yaşadığı mekâna(mimarlık),işleyebildiği her türlü maddeye(heykeltıraş)güzellik vermek insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur. Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur. Edebiyat; sözde, yazıda, düşüncede, hayalde güzellik demektir.

